Kadın - LGBTİ+

Kadın yönetmenler ‘Mor Meridyenler’ projesi ile Diyarbakır’da buluştu

Diyarbakır’da 18 filmin gösteriminin yer aldığı ‘Mor Meridyenler’ projesi kapsamında bir araya gelen kadın yönetmenler, sinemadaki kadın temsiliyle, kamara önü ve arkasında karşılaştıkları sorunları tartıştı.

Rosa Kadın Derneği, Ovni Barselona ve Streemthings şirketi ortaklığında hazırlanan ve Eurimages tarafından desteklenen “Mor Meridyenler” projesi kapsamında kadın yönetmenler Diyarbakır’da buluştu. Mordem Sanat Merkezi’nin ev sahipliğinde bir araya gelen yönetmenlerin iki gün sürecek etkinlikleri boyunca çektikleri 18 filmin gösterimleri yapılacak.

Program ilk gününde “Sinemada Kadının Rolü” başlığı altında düzenlenen panel ile başladı. Moderatörlüğünü Rosa Kadın Derneği Yönetim Kurulu üyesi Ruken Ergüneş’in yaptığı panelde konuk olarak belgesel film yönetmenleri Elif Yiğit, Güliz Sağlam ve Ahu Öztürk yer aldı.

Panel öncesi konuşan Rosa Kadın Derneği Başkanı Adalet Kaya, dünyanın farklı yerlerinden farklı kadınlarla aynı duyguları yaşamının çok önemli olduğunu söyleyerek, “Bu işin bir parçası olduğumuz için çok mutluyuz” dedi.

“Mor Meridyenler” projesi hakkında bilgi veren Ruken Ergüneş ise, projede emeği geçen kadınlara teşekkür etti.

Panelde yeni kuşak kadın sinemacıların gözünden sinema üretiminde kadın temsili, sinemada kadın örgütlenmesi ve dayanışması, belgesel sinema ve kadınlar ile film üretim aşamalarında kadın sinemacıların deneyimleri konuşuldu.

Geri adım atmak yok
Konuşmacılardan Elif Yiğit, 6 yıldır sinema sektöründe yer aldığını, son iki yıldır ise belgesel filmle uğraştığını anlattı. Genç yaşta bu projede yer almasının kendisi için çok gurur verici olduğunu dile getiren Yiğit, “Sinema çok eril bir alan. Sinemada Kürt kadın olmak ise iki kere mücadele etmeyi gerektiriyor. Yaşadığımız toplumda bizi en iyi sinemanın ifade edeceğini düşündüm. Erkeklerin kadınları sinemaya yansıtma şekilleri hep aynı. Bu çok sakat bir düşünce. Beni sinemada anlatan erkek düşüncesine karşılık kadını en iyi kadın yansıtır şiarıyla yola çıktım” diye konuştu.

İçerisinde bulunulan siyasi iklimden kaynaklı özellikle kadınların karşı karşıya kaldığı olumsuzluklar üzerinde duran Yönetmen Güliz Sağlam de “Toplumsal muhalefet olarak sokakta olan tek kesim kadınlar. Bu bir varoluş mücadelesi haklarımız için. Mücadele etmeye devam edeceğiz ve hiçbir şekilde geri adım atmamalıyız” dedi.

Kadınlar kolektif bir mücadele veriyor
Sinemaya 90’lı yıllarda başladığını belirten Sağlam, o tarihlerde sinemada kadınların hiç yer almadığını, cinsiyetçi iş bölümünün de ancak şimdilerde kırıldığını ifade etti. Sağlam, “Şimdilerde çok daha fazla kadın sinemada çalışıyor ve biz kadınlar bunun için kolektif bir mücadele veriyoruz. Kadın mücadelesi de bu kolektiflik içinden çıkıyor. Bir taraftan hak, bir taraftan var oluş, bir taraftan da ideolojik bir mücadele veriyoruz” şeklinde konuştu.

‘Sorunları feminist bakış açısıyla yansıtmaya çalışıyoruz’
Yönetmenliğin yanında feminist bir aktivist olduğunu dile getiren Sağlam, “Çünkü kendi tarihimizi kendimizin yazması gerektiğini düşünüyorum. 2018’de bir grup kadın sinemacı bir araya geldik, cinsel taciz ve şiddete karşı birbirimizi nasıl örgütleyebileceğimizi konuştuk. Kamera önündeki ve arkasındaki kadınlar bir araya gelerek cinsel şiddet, dava takipleri için toplandık. Çünkü kadınların sorunları birdir, kadın cinayetleri politiktir. Bu sistemsel bir sorundur ve patriyarkal yapıyla birebir ilgilidir. Dayanışmak için bir araya gelen kadınlar ifşa süreçlerinde davaları takip ederek şiddetle mücadele geliştirdi. Biz de tüm kadınların yaşadığı bu sorunları feminist bakış açısıyla yansıtmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

Kadın yönetmenlerin sorunları
Yönetmen Ahu Öztürk ise kendisi için bir tutku olduğunu ifade ettiği sinema alanında çalışmaya 90’lı yıllarda Mezopotamya Kültür Merkezi’nde (MKM) başladığını anlattı
Sektörde yer alan kadınlar yaşadıkları üzerinde duran Öztürk, şöyle devam etti: “Ben politik bir yerden gelen bir Kürt kadın olarak sinema ortamlarında farklı şeylerle karşılaştım. Onlar daha çok beyaz Türk ve orta sınıftı. Kadın setlerinde, arkada çalışan görüntü grubu hep erkektir ve kadınları küçümserler. O kablolarla çok büyük işler başarıyormuş gibi astronot gibi dolaşırlar. Biz kadınlar bu izlenimleri hep görürüz. Kadın yönetmenler için birçok sorun alanı vardır; hamilesindir, engeldir, çocuklar olunca engeldir, kadınsındır engeldir. Hepsi tek tek engel.”

Tüm bu engellere rağmen kadınların çok güçlü senaryolar kaleme alması gerektiğini vurgulayan Öztürk, “Öyle bir şey yazmalı ve çekmelisiniz ki bu kalkışmanıza değmeli. Anlattığınız şey, o cesareti içermeli. Karakterlerini kurduğunuz kişiler erkek bakışından sıyrılabilmeli ve bu sıyrılmayı da kadın bakış açısı yapabilir. Evet, sinema biz kadınlar açısından dezavantajları çok olan bir alan ama bir taraftan da çok özel yerleri var ve bu özel yerleri kadınlar yakalıyor. Sinemada son 10 yılda çok iyi filmler izliyoruz. Çünkü kadınlar her ayrıntıyı çok iyi yakalıyor” diye belirtti.

Filmlerin gösterimleri yarın da devam edecek.
Panelin soru-cevap bölümüyle sona ermesinin ardından film gösterimleri başladı. İzlenen her filmin ardından yönetmenleri ile kısa söyleşiler gerçekleştirildi. Program kapsamında izleyicilerle buluşturulan filmlerin gösterimleri yarın da devam edecek.

Yeni Yaşam Gazetesi

Paylaşın