İsmail Güldere

Faşist “ekonomist” Erdoğan – İsmail Güldere

Erdoğan bir ekonomist değil fakat bağlı bulunduğu sermayenin faşist temsilcisi olarak bilinçli bir ekonomi politikası yürütüyor. Eğer bu politik yaklaşım anlaşılmazsa faşist Erdoğan’ın nasıl bir faaliyet içinde olduğunu tam olarak kavramak da zorlaşabilir. Faşist Erdoğan iktidarı, yürüttüğü ekonomi politikası ile bir meczupluk yapmıyor faşist kurumsallaşmanın en önemli sac ayağını oluşturuyor. [Devamını Oku…]

Halk iktidarı için halk barikatlarına – İsmail Güldere

Kitleler ve devrimciler önemli oranda sokak aksiyomuna ulaşıyor. Sokakların uzun süreli kısmi sessizliği Erdoğan faşizmini yıkmak üzere bozuluyor. Birkaç gündür ülke geneline yayılan “Hükümet İstifa, Halk İktidara” eylemleri akıllardaki yerini bugün hâlâ koruyan Gezi eylemlerini hatırlatıyor. Toplumsal mücadele dinamikleri olanca varlıkları ile toplumun tümünün taleplerini haykırıyor, faşizmin karşısında “çıplak” elleriyle [Devamını Oku…]

Hükümet istifa yetmez, halk iktidara! – İsmail Güldere

Erdoğan’ın kâbusu, Gezi ruhu hortluyor. Hortlak kelimesi ilk başta taşıdığı korkutucu manası itibariyle tüyleri diken diken eden ürkütücü bir anlam taşıyor olsa da tıpkı proletarya diktatörlüğünün anlamındaki gibi Gezi ile birleştiğinde Erdoğan için gerçek bir korku, emekçi kitleler için yan yana geldikleri büyük bir direnişin yeniden başlamasını ifade ediyor. Tarihe [Devamını Oku…]

Sosyalist strateji tartışmaları ve birleşik devrimden kaçış – İsmail Güldere/Hasan Gezgin

Kaptanın seyir defteri batmak üzere olan geminin son tekmillerini yazıyor. Her kesim tarafından okunması güç olmayan Türkiye’de siyasal iktidarın çözülüşü ve çöküşü süreci alternatif iktidar odaklarında bir hareketlenmeyi, yenilenmeyi ve tartışmayı beraberinde getiriyor. AKP-MHP faşizminin başta Kürt Özgürlük Hareketi ve devrimciler olmak üzere başlattığı çöktürme ve faşizmi kurumsallaştırma planı stratejisi [Devamını Oku…]

Erdoğan’ın kimyasal savaşı – İsmail Güldere

Herkes bilir ki normal yasalara tabi olmasa da savaşın bir hukuku, bir yürütülüş biçimi oluyor. Savaş alanında düşman da olsa zekâsı, kendi gücü ve iradesi ile kazanabiliyorsa saygı duyuluyor, takdir ediliyor. Savaşın hukuku işte böyle işliyor. Düşman hukukunun, savaş felsefesinin bir parçası bu oluyor. Ancak bugün savaşların değişen biçimi ve [Devamını Oku…]